gözlerim ağrıyor...
başım beynimden çıkacakmış gibi bir halde şimdi....
ne b.k yemeye geldim buraya şimdi!...
beynimi sorular kemiriyor, koftide bir yaşamın orta yerinde öylesine, yırtık dondan çıkmış gibi bekliyorum... neden beklediğimi bilen yok...
neyim ben!...
sevgili mi?...
dost mu?...
arkadaş mı?...
yoldaş mı?...
neyim lan ben!...
ne olduğumu bilmiyorum ki s.ktiğimin yerinde...
dışarıda hava güzel...
gözlerimden yaş akıyor...
yoldan sevgililer geçiyor...
elele tutuşuyor...
boş gözlerle onlara bakıyorum...
anlamıyorum...
onlarda anlamıyor neden baktığımı!...
beynim yerinden fırlayacak sanki!..."ilaç iç" diyor arkadaşım...iyi de, beynimin içini sen kaplamışsın, senin hasretinden çatlıyor bu beyin..
ilaç ne yapacak ki sensizliğe...
senin yokluğunu dindirecek ilaç varmı ki bu dünyada!...sen olmadan geçen günlerin acısını dindirecek bir ilaç, bir uyuşturucu var mı ki!...
.......................
saçmalamaya başlıyorum galiba!...
beynimin içinde dolanıyor uyuşturulmuş köpekler...her türlüsünü denedim bu uyuşturan nesnelerin...olmadı....senin yokluğuna çare olmadı hiçbir kimyasal, senin acını dindirmedi hiçbir uyuşukluk...
koftiymiş senin dışındaki bütün kimyasallar...
dilsizim şimdi!...
kestim ağzımın içinde kıvrılmaktan başka bir b.ka yaramayan, yarıklaşmış et parçasını...
kanlar doldu ağzıma, ben ise senin sevdiğim şarabı içtim kan renginde diye...
dışarıda polis sirenleri hasta çığlıklarına karışıyor, ben ağzımdan kan, elimde şarap kadehi, üstüme başıma dökerek içiyorum kendi kanımla karışmış şarabı...
sokakta vukuat var, her yer çığlıklarla sarılmış, bütün sokak feryad ediyor bu dünyadan göçen hiç tanımadığım, tanımak için k.çımı bile kaldırmayacağım biri için...ben ise karşımda senin fotoğrafın her dakika b.ktanlaşan bir ruh durumu içinde bekliyorum...
ruhumun içine edeyim zaten...
3 Mart 2010 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder