2 Mart 2010 Salı

gidin! siktirin gidin! ne haliniz varsa görün!

mevzu susmak değil de, hani olur ya, karşındaki bi bok anlatmaz, bi boktan bahsetmez ama birden seninle konuşmayı keser. ne olduğunu bilmezsin, öğrenmek için çabalamazsın bile ama nedense herşey birden değişmiştir sanki sen yoksundur. o kadar söz yoktur o kadar cümle yoktur...

kötü olanda burada başlar, sen onları çağırmamışsındır. sen onlarla konuşmak, tamnışmak istemişsindir ama karşındaki her daim kafasında yararttığı acaip bir dünya üzerinden gider... gitsin, gitmesin diyen yok aslında. ne istiyorsa onu düşünsün, ne kurduysa onu yaşasın... yaşasın da lan başkalarını bu oyunun içinde bozmasın. bu oyunda başkalarının hayallerini yok etmesin. söylenen sözler neyi gerektiriyor anlaşılsın...

yok arkadaş, yok! anlamıyorum bu tip insanları, anlamıyorum böyle yapanları, böyle yaklaşanları. siktiğimin yerinde ne yapıyorsunuz siz! nasıl bir yaklaşımdır bu! nasıl bir tavırdır arkadaş!

lan ya gelmeyin ya gelince kalın işte!

ne bu ruh sağlığı bozulmuş gereksiz insan tripleri!

ne böyle, ben buyum, böyleyim abi tripleri...

gidin lan!

siktirin gidin!

geberin aslında siz! ölün!

aldığınız nefes zarar sizin!

yediğiniz yemek zarar!

bizim yemeklerimizi, nefesimizi tüketiyorsunuz lan siz!

neyse, demem o ki, gereksiz bir zaman kaybı olduklarını anladığın andan itibaren hepsi birer birer yok olup gidecek olan bütün bu zaman kaybı söylencelerin sonunda olan sana ve giden zamana olmuştur. kalan sen oluyorsun. göt gibi kalıyorsun. gidenler birgün dönüyor da sanki sen giç değişmemişsin, hiç aradan zaman geçmemiş gibi yaklaşıyorlar... lan ne bok yemeye geliyorsunuz. ne bok yemeye buradasınız...

bi siktirin gidin be abi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder